|
Yazı boyutu :
Tarih : 20 Ağustos 2010, 16:27
Kategori :TÜRKİYE
Editör : Süheyl HANBATUR
Okunma : 991 Defa okunmuş.
Yorum : 3 Yorum yapılmış.
Hanefi Avcı'danHürriyet ve Radikal gibi gazetelerin can simidi gibi sarıldıkları Hanefi Avcı'nın kitabı tam anlamıyla zırvalar kitabı...
Susurluk olaylarında devletin içindeki çeteleri açıklayan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, 14 yıl sonra yazdığı kitapla bu kez herkesi şaşırttı, ideolojik bir sersemlik bunalımı geçirdiğini düşündürdü... Avcı kitabında herşeyi bir cemaate bağlayıp, en korkunç ve bariz delillere rağmen ERGENEKONU GİZLEMEK amacı güdüyor: “Gördüğüm manzara korkunç; kadrolu devlet adamları devleti yönetmiyor, Emniyet Genel Müdürü, hatta İçişleri Bakanı haklı olduğunu bildiği bir kişiyi, doğruluğundan emin olduğu bir olayı ya da davayı savunamıyor, güvendiği ve inandığı adamları tuzağa düşürülüyor, haysiyetleri ile oynanıyor ama onlar bu kişilere sahip çıkamıyor. O zaman bu teşkilatı kim yönetiyor? Bu kamu gücünü kimler gasp etmiş kullanıyor, gücün sahibi olması gerekenler ellerindeki gücün gaspına neden ses çıkarmıyor, güçlerini geri almak için çabalamıyorlar?” Avcı, “Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabında, Ergenekon ve Balyoz davalarını, polis teşkilatının içindeki Gülen cemaatinin nasıl örgütlendiğini, CHP eski lideri Deniz Baykal’ın istifasına yol açan kasedi, generalleri istifaya zorlayan telefon konuşması kayıtlarını ve Türkiye’yi derinden sarsan daha pek çok olayı ele alıyor ve at iziyle it izini bir birine taammüden karıştırıp kafa karışıklığı yaratmayı amaçlıyor. Radikal’in Hürriyet’i kaynak göstererek verdiği ve Avcı’nın kitabından özetlere yer verilen “Ankara’ya Bomba Gibi Düşen Kitap” başlıklı haberi özetle şöyle: Danıştay saldırısı “Ergenekon davasında ortaya konan iki konu çok kesin ve net olarak yanlış ve mantıksızdır: PKK, Dev-Sol, Hizbullah gibi örgütleri Ergenekon’un yönettiği iddiası yanlıştır. Böyle bir şeyin gerçek olamayacağını aklı ve mantığı olan herkese ben iki kere iki dört eder kesinliğinde ispatlayabilirim. (H. Avcı, aslında akılsız ve mantıksız ideoloji sersemlerine demek istiyor −HK) Danıştay 2. Dairesi’ne yapılan saldırı, Hrant Dink’in öldürülmesi, Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı gibi olayların görünen bugünkü faillerinden başka Ergenekon veya benzeri gruplar tarafından yapılmış olacağına mevcut deliller ve olayların oluş biçimine bakarak kimse beni ve makul birini ikna edemez. Bu iddialar zorlamadır. (Asıl bu saçma sapan iddia fevkalâde bir zorlamadır. –HK) Ergenekon davası Ergenekon örgütünün varlığı konusunda yazılı belge, doküman, örgütsel faaliyet sayılabilecek bazı ilişkiler varsa da eylemleri konusunda hiçbir ciddi emare yoktur. (Yani yaptıkları onca iş, faili meçhul cinayetler ve koskoca bir köy halkına pislik yedirmeye varan rezil eylemleri hep kâğıt üzirende kalması gereken şeyler bunları kurcalamayın diyor hazret −HK) Geçmişte Türkiye’de meydana gelen pek çok olayın (Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı, Rahip Santoro Cinayeti) Ergenekon örgütü tarafından gerçekleştirildiği iddia edilerek epey bir süredir uydurma tanık vs. aranmaya başlandığı net olarak görülüyor. Amacın olayları aydınlatmak değil, Ergenekon’la irtibatlandırmak olduğu açıkça ortadadır. (Olaylar aydınlandığında her seferinde arkadan ergenekon terör örgütü sırıtıyorsa ne yapsınlar, örtsünler mi üzerini? HK) Garip polisler Polis teşkilatı eskiden birbirini korur, kollar, birbiri aleyhine şahitlik yapmazdı. (Yani teşkilattan biri ne halt yemiş olursa olsun susar Mafya örgütü gibi bir birlerini korurlardı –HK) Her olayda delil ararız ama polisin karıştığı bir olayda daha ciddî, daha inandırıcı deliller bulmadan o polisi şüpheli yapmayız. Bu, zorlu görevlerde beraber çalışmanın verdiği dayanışma ve yakınlaşma duygularıdır. Oysa şimdi işler değişti. Bir grup polis kritik noktaları ele geçirmiş, diğerlerine suç isnadını da aşan resmen iftira atmaktan geri durmuyor. İşlenmiş bir suçu aydınlatmak gibi bir amaçları yok, tahkikat sırasında dinleme ve izleme yaparken temiz ve dürüst olduklarını bildikleri, birlikte çalıştıkları kişilere iftira ediyorlar. Şunu artık bilmeliyiz ki karşımızda arkadaşlarımız, meslektaşlarımız yok, bir ideolojiye, bir gruba bağlanmış, o grubun disiplinine tâbi olmuş örgüt mensupları var. Artık bunu kabullenmeliyiz. (emrin olur Hanefi bey neden olmasın, yeter ki sen ve çeten istesin... HK) İhbar ediyorum Kozmik odalarda birkaç gün süren aramalar yapıldı. Burada hangi şüphe ve delil vardı, hangi iddialar üzerine buralar arandı? Şimdi ben açıkça adres veriyorum, hukuksuz dinleme ve izlemeler var, bunları dilekçemde belirttim. İstihbarat Dairesi’nde cemaatin özel cihazları, elde ettikleri her türlü kanunsuz dinleme materyalleri mevcuttur, buralar neden aranmaz? Kozmik odanın aranmasında kimliği belli olmayan bir ihbarcı vardı, burada da ben açıkça ihbar ediyorum. Bulunacak yerleri de söylüyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi neden denetlenemez? İstihbarat Daire Başkanlığı’nda arama yapılsa, demirbaşa kayıtlı olmayan cemaatin kendine ait özel dinleme ve izleme aletleri bulunacağından hiç tereddüdüm yoktur. Özel yetkili mahkemelerin tüm hâkim ve savcıları emsali hâkim ve savcılarla değiştirilmelidir, (merak buyurma sayın Avcı bunu zaten HSYK ve YARSAV üstlenmiş durumda HK) bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz. Adalet Bakanlığı’nda cemaat taraftarı olduğu herkesçe bilinen Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı ve başta il savcılarını ve diğer savcı ve hâkimleri hiçbir hukuki şüpheye dayanmadan dinlettiren cemaat yanlısı müfettişler bu görevlerden uzaklaştırılmalıdır. Tüm özel yetkili mahkeme hâkimlerinin verdiği önleme (istihbari) dinleme kararları, bu konudaki TİB kayıtları ve İstihbarat merkezlerinde (polis-jandarma ve MİT) yasal olarak bu konuda tutmak zorunda oldukları tutanaklar birbirini teyit edecek şekilde kontrole tâbi tutulduktan sonra haksız ve şantaj amaçlı dinlemelerin tespit edilmesi gerekir. Bu kitabı neden yazdım? Aslında herkes biliyor ama kimse dillendirmiyor. Son zamanlarda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da, onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır. Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcısı numarasını artık kimse yutmasın, bu işler Emniyet ya da hukuk adına yapılmıyor, cemaatin planı ve programı doğrultusunda cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor. (Biz zaten yutmuyorduk. Bütün o bahsettiğin mevki ve makamları sizin derinlerin nasıl da işgal ettiğini adımız kadar net biliyor ve fakat bir şey yapamıyorduk. Artık roller değişti sayın H. Avcı sen de bunu kabul et. Bunca avukat Ergenekoncuları kurtaramıyor senin yalancı şahitliğin de kurtaramaz boşuna debelenmeyin HK) “Bu gidişle herkes silaha sarılacak” tehdidi Türkiye’de adalet çürüyor, gerçi zaten çürümüştü ama bu defa yok ediliyor. Böyle giderse iş adaletten çıkacak ve insanlar silaha sarılacak. İnsanların hayatları, şerefleri ile bu kadar oynanırsa, onlara en yakışıksız isnatlarda bulunulursa, hayatta onurlarından başka kaybedecekleri olmayanlar, kendilerine atılan lekeyi temizlemek için her şeyi yaparlar. Bu duruma çok uzak değiliz artık.” (Hanefi AVCI resmen ve alenen hem tehdit ediyor, hem de tahrik. Yaptığı suçtur. Cumhuriyet Savcılarının dikkatine...) KAYNAK: RADİKAL Süheyl HANBATUR – haberkalem.com - 20 Ağustos 2010 Cuma
|
|||||
|
| |||||