|
Yazı boyutu :
Tarih : 16 Ocak 2012, 13:51
Kategori :TÜRKİYE
Editör : Süheyl HANBATUR
Okunma : 688 Defa okunmuş.
Yorum : 0 Yorum yapılmış.
Doç. Dr. Osman Can Marmara Üniversitesi Öğretim üyesi oldu, CHP sindiremiyor!Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Doç. Dr. Osman Can'ın, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi kadrosuna doçent olarak atamasının, hukuk kurallarına uygun şekilde gerçekleştirildiğini bildirdi.
Dinçer, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek'in, Doç. Dr. Can'ın, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi kadrosuna atanmasına ilişkin soru önergesine yazılı yanıt verdi. Yükseköğretim Kanunu'na göre, bir üniversite biriminde açık bulunan doçentlik kadrosuna, rektörlükçe, isteklilerin başvurması için ilan edildiğini belirten Dinçer, kanun uyarınca doçentlik kadrosu ilan etme yetkisinin rektörlüğe ait olduğunu anımsattı. Dinçer, hukuk fakültesi anayasa hukuku anabilim dalından, 2000'de öğretim görevlisi Mustafa Yıldız, 2007'de Doç. Dr. Sibel İnceoğlu, 2008'de Doç. Dr. Sultan Uzeltürk ve 2011'de Yrd. Doç. Dr. Emrah Kırıt'ın ayrıldığını kaydetti. Dinçer, Yükseköğretim Kanunu'na dayalı olarak Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı için doçentlik kadrosu ilamı yapıldığını ifade ederek, bu tasarrufta hiçbir hukuka aykırılığın olmadığını bildirdi. Yükseköğretim Kanunu ve ilgili mevzuatının, doçentlik kadrosu ilanı için anabilim dalı başkanının görüşünü aramadığına işaret eden Dinçer, ilan edilen kadroların, kanunun öngördüğü usul ve esaslara uygun olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Osman Can'ın ataması ile Anayasa Mahkemesi raportörlüğü görevinin herhangi bir ilgisinin bulunmadığını bildiren Dinçer, atamanın, Yükseköğretim Kanunu'nda yer alan ''Bir üniversite biriminde açık bulunan doçentlik kadrosu rektörlükçe, isteklilerin başvurması için ilan edilir. Müracaat eden adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler, adaylar hakkında ayrı ayrı mütalaalarını rektöre bildirirler. Rektör, bu mütalaalara dayanarak, üniversite yönetim kurulunun görüşünü de aldıktan sonra atamayı yapar'' düzenlemesine dayandığını belirtti. Dinçer, Doç. Dr. Osman Can'ın atamasının hukuk kurallarına uygun şekilde gerçekleştirildiğini ifade ederek, atamayla ilgili, idari yargı organlarınca alınmış bir yürütmenin durdurulması veya iptal kararının olmadığını kaydetti. Osman Can’a düşmanlık neden?Doç. Dr. Osman Can sıradan bir hukukçu değil. Konuşuyor ve üstelik CHP’nin bamtelelrine fena dokunan konuşmalar yapıyordu. Bu nedenle CHP’nin tabuları yıkacak olan Osman Can gibilere tahammülü söz konusu olmazdı: “Tarihçilerimiz, Bismark’ın Katolisizm’e karşı açtığı savaşta kullandığı yöntemlere ve çıkardığı yasalara baksınlar... Tevhid-i tedrisatı, din okullarının ve ibadet yerlerinin devlet kontrolüne alınmasını, din eğitiminin devlet tarafından verilmesini, dinî nikâhın kaldırılmasını, hepsini Prusya’da görürsünüz. Bizdeki laiklik, Fransız değil, Prusya laikliğidir. Aynı Prusya laikliği gibi bizdeki laiklik de bürokrat laikliğidir. Bürokrasinin, kendini devletin egemeni olarak görmesiyle birlikte, halk adına ‘doğruyu yapmaya’ başladığı bir pratiğin adıdır bu. Fransızlara haksızlık etmeyelim... Türkiye’de Prusya sistemi var. Prusya’da da egemenlik bürokratlara verilmiştir..” Osman Can son derece mühim konuların altını çiziyor. Türkiye’de bir RESMÎ İDELOJİ heyulası vardır. Halk sindirilmiş, insanlarımız en tabiî haklarından vazgeçirilmiştir. Osman Can’ın isabetle belirtiği gibi “1924’ten beri bu ülkede yargı, devletin ideolojisini topluma egemen kılma aracı olarak çalıştı. Bundan sıyrılması kolay değil. Aslında 12 Eylül referandumuyla kilit açıldı ve 27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1982 zindanından çıkma imkânı ele geçirildi..” Osman Can’a yeni görevi hayırlı olsun diyor, tebrik ediyoruz. CHP’ye ise merhum Erbakan hocanın tâbiriyle “hadi oradan” demekten başka sözümüz olamaz... Süheyl Hanbatur − haberkalem.com Yazı İşl. Mdr. − 16 Ocak 2012
|
|||||
|
| |||||