|
Yazı boyutu :
Tarih : 08 Ocak 2012, 09:14
Kategori :TÜRKİYE
Editör : Süheyl HANBATUR
Okunma : 445 Defa okunmuş.
Yorum : 0 Yorum yapılmış.
Silah arkadaşları Başbuğ' istemedi!Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Dr. Mehmet Haberal ile birlikte kalmak istedi. Bu isteği akıllara Kâşif Kozinoğlu'nu düşürdü. Acaba Başbuğ aynı akıbete mâruz kalmaktan mı korktu da bir hekim olan Haberal ile koğuş arkaşlığını istedi?
Gelişme şöyle oldu: Silivri'de Başbuğ’un yanında kalıp kalmayacakları sorulan tutuklu ‘orgeneral’ler Başbuğ ile koğuş arkadaşı olmayı reddetti. Başbuğ Mehmet Haberal’ı istedi o da orda olmayınca yalnız kalmayı tercih etti. ETÖ da’vâsı kapsamında başlatılan İnternet Andıcı soruşturmasında ‘Silahlı Terör Örgütü Yöneticisi olmak” ve “Darbeye Teşebbüs” suçlarından tutuklanan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Silivri Cezaevi’nde yalnız kalma kararı aldı. Başbuğ’a koğuş arkadaşı olarak Ergenekon ve Balyoz tutuklu sanığı Orgeneral rütbeli askerlerden biri verilmek istendi ancak teklif götürülen orgenerallerin Başbuğ ile kalmak istemediği öğrenildi. Eşleri telefonla görüşüp dertleşen generallerin Başbuğ’i neden reddettikleri ise anlaşılamadı... Başbuğ daha sonra Mehmet Haberal’la birlikte kalmak istedi ancak Haberal hastanede olduğu için bu istediği de karşılanamadı. Hepsi reddetti... Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, İnternet Andıcı davası tutuklu sanığı emekli Orgeneral Hasan Iğsız ve emekli Tümamiral Hıfzı Çubuklu ile Balyoz tutuklu sanıkları emekli Orgeneraller Çetin Doğan, İbrahim Fırtına ve emekli Oramiral Özden Örnek’in de kaldığı 5 No’lu L Tipi Cezaevi’nin F-2 koğuşuna yerleştirilmişti. İlk gecesini yalnız ve dinlenerek geçiren Başbuğ’un yanına bir veya iki tutuklu sanık daha verilmek istendi fakat olmadı... Cezaevi yetkilileri Başbuğ’un yanına cezaevinde tutuklu bulunan Orgeneral rütbeli sanıklardan vermek istedi. Ancak Hasan Iğsız, Çetin Doğan, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına gibi isimlerin yer aldığı emekli orgenerallerin İlker Başbuğ ile aynı koğuşta kalma teklifini kabul etmedikleri öğrenildi. Yoksa onlar da Başbuğ dolayısı ile başlarına Kozinoğlu türünden bir iş gelmesinden mi endişe ettiler? Aldıkları bir istihbarat mı var? İlker Başbuğ’un koğuşta Ergenekon sanığı Mehmet Haberal ile kalmak istediğini söylemesi Kâşifoğlu endişesi başta olmak üzere birçok söylentilere sebep oldu. Ayrıca İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanı olduğu zamanda, Haberal’ın gözaltına alındığı gün Süleyman Demirel’i arayarak üzüntülerini bildirdiği haberlere yansımıştı. Bu yakınlığın sebebi tam olarak bilinmiyor... Tek başıma kalıp kitap yazacağım.. Başbuğ’a “Haberal hastanede. Beraber kalmak istediğiniz başka biri var mı?” diye sorulduğu İlker Başbuğ’un da “Yalnız kalıp kitap yazmak istiyorum” demesi üzerine bu isteğinin onaylandığı kaydedildi. Başbuğ’un geceyi televizyonlardan haberleri izleyerek ve kitap okuyarak geçirdiği belirtildi. Öte yandan Hürriyet gazetesinin verdiği habere göre Başbuğ’u oğlu ve kızı ziyaret etti, basın açıklaması da yaptılar. Hürriyet’in haberi: (Uğur ERGAN’ın haberi) Terörist değil, teröriste aslandı “Terör örgütü lideri dedikleri babam, 1993-1995 yılları arasında Güneydoğu’da teröristlere karşı aslanlar gibi çarpıştı. Bir çatışmada şehit düşmesini son anda emir astsubayı önledi. Osman Pamukoğlu hayatta, sorsunlar ona..” İnternet andıcından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulan eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un oğlu Murat Başbuğ, Hürriyet’e konuştu. Önceki gün ablası Feride Başbuğ ile cezaevindeki babasını ziyaret ederek yanında yarım saat kalan Murat Başbuğ, “Önce duygusal bir konuşma oldu aramızda, ama daha sonra realiteleri konuştuk” dedi. Babası hakkındaki suçlamaları “trajikomik” olarak nitelemesinin hafif kaldığını belirten Murat Başbuğ, “Bana göre ise tam bir iğrençlik” dedi. Murat Başbuğ’un açıklamaları özetle şöyle: “Ablamla babamın yanına gittik. Yaklaşık yarım saat kaldık. İlk başlarda karşılıklı duygusallık vardı, ama kısa sürdü. Kolay değil, 40 yılını Türk Silahlı Kuvvetleri’ne vermiş, onur ve gururla vazifesini yapmış bir insan. Duygusallıktan kurtulup realiteleri konuştuk. Kendi isteği ile tek kişilik bir odada kalıyor. Televizyon var, ama olayla ilgili dünyada ne olup bittiğini öğrenmek istedi. Biz de anlattık kendisine. Aslında 2008 yılından beri bekliyorduk bir şey olacağını. Babam ifadesinde de çok açık şekilde söyledi. Devletin zirvesinde Cumhurbaşkanı, Başbakan’la oturup konuşmuş, durum değerlendirmesi yapmış, nasıl terör örgütünün başı olabilir? Terör örgütü lideri dedikleri babam, 1993-1995 yılları arasında Güneydoğu’da teröristlere karşı aslanlar gibi çarpıştı. Bir çatışmada şehit düşmesini son anda emir astsubayı önledi. Osman Pamukoğlu hayatta, sorsunlar ona. Babam hakkındaki suçlamalara ‘trajikomik’ diyor ya, bence çok hafif bir tanımlama. Bana göre bu suçlamalar tam bir iğrençlik. Babamın da, bizim de moralimiz çok iyi. Tüm gerçekler ortaya çıkacaktır. Kimseden bir şey istemiyoruz. Tek isteğimiz en kısa sürede mahkemenin yapılması, babamın söylediklerinin hiç saptırılmadan kamuoyuna iletilmesidir. Yok askere moral olsun diye, ‘Kağıt parçası’ falan demiş. Yok böyle bir şey, uydurma.” İlker’e yapılanları anlamak imkânsız BALYOZ Darbe Planı davasından tutuklu eski 1’inci Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan, dün sabah Başbuğ’un eşi Sevil Başbuğ’u telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Nilgül Doğan, Sevil Başbuğ’un kendisine neler söylediğini şöyle anlattı: “Sizlerin eşleri tutuklandığından beri benim içim zaten kan ağlıyordu, o da eklendi. Ne diyeyim? Böyle bir şey olabilir mi? İlker’e yapılanları anlamak mümkün değil. Dirayetliyiz, onun da bizlerin de morali çok iyi.” Kozinoğlu korkusu Nilgül Doğan, Çetin Doğan’ın durumuyla ilgili de şunları söyledi: “Kan sulandırıcı ilaç aldığından vücudunda bazı yaralar çıktı. Jandarma eşliğinde tedaviye gitmeyi içine sindiremiyor. Bir sürü insan aynı durumda. Allah korusun birisinin başına Kaşif Kozinoğlu gibi bir şey gelmesinden korkuyoruz. Akıl almaz şeyler oluyor cezaevinde ve duruşmalarda. İnsanlar, haklarında ortaya atılan iddiaları, yer ve tarih vererek çürütüyorlar. ‘Türkiye’de şu suçu işlemişsiniz’ iddiasında bulunuyorlar. Oysa adamcağız, belirtilen tarihte Türkiye’den binlerce kilometre ötede bir başka görevde olduğunu ispat ediyor. Mahkeme Başkanı bunun üzerine sadece ‘Pekala’ diyor. Böyle bir şey olur mu? Sürekli ‘Pekala’ duyuyoruz. ‘Pekala’ duymaktan bıktık. O zaman gereğini yapsana.” Süheyl Hanbatur − haberkalem.com Yazı İşl. Mdr. − 8 Ocak 2012
|
|||||
|
| |||||